1 fotoğraf yayınlayın: Koşuyolu Yüksek İhtisas Kalp Hastanesi'nin nasıl bir yer olduğunu gösterin.
Her nedense bir fotoğraf çekmişim, telefonum bana bu fotoğrafı paylaşmak için bildirim gönderiyor. Aslında hiç sorgulamadım ben bu bildirimi, sadece içimden "Bir güncelleme yapmalılar, bazı mekanlarda çekilen fotoğraflar için bu şekilde öneride bulunmamalı telefonlar." diye düşünüyorum.
Hastaneler, nefret ediyorum hastanelerden. Bir kez daha, o önünden geçtiğimde bile tüylerimi diken diken eden hastanedeyim: Koşuyolu. Şimdi otursam logosunu da, tabelasını da ezbere çizebilirim. Ne acı Yarabbi. Babamı kendi ellerimle yoğun bakıma hazırlamak ne acı. Elimde tüm giysilerinin olduğu bir poşetle kalakalmak... Bütün tartışmalarımız, gülüşmelerimiz, babamın beni sinir ettiği olaylar, sevmediğim huyları, hatırladığım ilk anılarım, her şey geçiyor aklımdan. Elimde babamın ayakkabıları var. Mideme ağrılar saplanıyor. Acil kapısının önünde ağlayan insanları görüyorum. Babamı öldürüp öldürüp diriltiyorum zihnimde. Onu toprağın altında düşünemiyorum. Yalvarıyorum, "Allah'ım!" diyorum, "Benim senden bir şey isteyecek yüzüm yok, kardeşlerim çok küçük, nolur bize yaşatma bu acıyı." Birilerini suçlamak istiyorum, içimde birinden öç alma isteği var. Kimsenin sebep olmadığı bir durumun acısını birilerinden çıkarmak istiyorum.
Koskoca bir hafta geçiyor, inişli çıkışlı. Tam sevinmeye başlayacağımız anda bir yoğun bakım daha, tam toparlanırken doktorun ağzından çıkan, riskler, istatistikler, seçimler, şunlar, bunlar. Babamın gözlerine hiç bu kadar çok baktım mı daha önce bilmiyorum. Babamın çok güzel gözleri var. Ben kaybetmek istemiyorum bunları. Gözleri doluyor, ölmek istemiyor, bunu söylemeye çekiniyor ama biliyorum ölmek istemiyor. Bir gün daha fazla yaşayabilecekse bu ihtimali seçmek istiyor, olasılıkları duymak istemiyor. 5 yıl önce bu kadar acı çekmiş miydim? Bilmiyorum, insan yaşlandıkça daha çok acı çekiyor sanırım ya da hakikaten geçmişi unutuyoruz.
Babam mucize bir hastaydı. İyileşmesine hiçbir doktorun akıl sır erdiremediği bir hasta, peki neden yine bu hastanedeyiz? O mucizenin bozulmasına dayanamazdım. Bozulmadı da. Babamı sağ salim, sıhhatle çıkardık hastaneden.
Bunları neden anlatıyorum, bilmiyorum. Sadece insanın sevdiklerini kaybetme korkusu onların güzel yanlarını ve aslında onları ne kadar çok sevdiklerini ortaya çıkarıyor. Birine çok kızdığımda, onu hayatımdan çıkarmak istediğimde ölümünü düşünmeye çalışacağım. Çünkü ölüm hayattaki acıların en büyüğü...
Ve benim babam çok gizli bir kahraman.
