24 Haziran 2017 Cumartesi

Ölüm eşittir hayat eksi yaşanılan günler

Tam bir haftadır evden çıkmıyorum. Birçok sebebi var tabii;  hava sıcak, okulu bitirmem için staj defteri yazmam gerek, param suyunu çekti, uyuşukluk var üzerimde, bir de DIŞARI ÇIKIP KİMİ GÖRECEĞİM ALLAH AŞKINA? Ben bu bloga nefret kusmayı çok seviyorum. Çok okunmuyorum, o yüzden blogu okuyan haricindekiler beni iyi biri zannediyor. Evrensel küme eksi bloğu okuyanlar :)  Bu da benim yeni stilim. Artık bildiğim her matematik, bilgisayar, biyoloji bilgisini cümlelerime serpiştiriyorum. Çünkü HOCAM BUNU GERÇEK HAYATTA NEREDE KULLANACAĞIZ? Mesele geçen çay demlerken integralle hacim hesapladım. Herkes haddini bilsin yani. Saçmalıyorum. Artık insan sesine tahammülüm yok. Yine hayatımın, ALLAHIM 3 AY DAĞ EVİNDE YAŞASAM KİMSESİZ, HUZUR İÇİNDE, DEFAULT AYARLARIMA GERİ DÖNERİM, bölümündeyim ve DAHA SONRA HATIRLAT butonuna tıklamaktan anam ağladı.

Kendime arada SENİN DERDİN NE? sorusunu yöneltiyorum. Bilmiyorum, gerçekten bilmiyorum. Birinin benim boğazımı sıktığını hissediyorum sadece, işin kötüsü o biri benim. İnsanın kendi boğazına sarılması mümkün mü? Sonra bir İsmet Özel şiiri okuyorum. Mataramda tuzlu su var, başka da bir açıklaması yok.


Uzak nedir?
Kendinin bile ücrasında yaşayan benim için
gidecek yer ne kadar uzak olabilir?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder