Kötü biri olduğuma emin oluyorum çoğu zaman. Neden böyle bir insana dönüştüğümün cevabını bulamıyorum. Belki de ben hali hazırda böylesine kötüydüm. İnsanları kırma konusunda oscarlık performans sergiliyorum. Bir çocuğun elindeki krakerleri parçalarken çıkardığı o “kıtır kıtır” sesler, benim cümlelerim arasından efekt misali duyuluyor. İyi bir insan olmaya çalışırken yine ofsayta düşüyorum. Elime kalemi alıp bunları yazarken “kötü insan” kabullenişimi de bir kaçış olarak görüyorum. Hayatımın her aşamasında kolaya kaçmamın sağlamasıdır bu kabulleniş. Yine de anlam veremiyorum ben koşmayı hedeflerken yürüyorum, yürürken ayaklarım birbirine dolanıyor, sendeleyip düşüyorum. Bu kader mi, diyorum.
Konuşamadığım zamanlar beni oldukça yıpratıyor. Kelimeleri yan yana koyamadığımda gözyaşlarımı dökmeye başlıyorum. Çok mu ağlıyorum? Yerli yersiz değil, çocuk gibi değil, hıçkırarak değil. Sessiz ağlıyorum, beni yüzde yüz anlayacak birinin varlığına sesimi duyuracak kadar ağlıyorum. Mütemadiyen ağlıyorum.
Canım sıkkın, yazdıklarımın manalı olmasını istemiyorum, bağlantılı olmasını, belirli bir sıraya sahip olmasını istemiyorum. Sadece kalemin akıp gitmesini, gönlüme biraz su serpmesini istiyorum. İyi bir insan olmak istiyorum. Sevgimin nefretim kadar büyük olmasını istiyorum. İyi biri olmanın bildiğimiz tanımlardan bambaşka olduğunu göstermek istiyorum. Ben istiyorum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder