Sanırım yarını göreceğimizin kesin olmadığı dünyayı fazla ciddiye alıyoruz. Bu sebeple her şey üst üste dert olmaya başlıyor, dertler yığını arasında çaresiz hissetmeye başlıyoruz. Belki de size sataşıyor olmam da boşuna. Sorun tamamı ile benim.
Sanırım yarını göreceğimin kesin olmadığı dünyayı fazla ciddiye alıyorum. Bu sebeple her şey üst üste dert olmaya başlıyor. Sanırım benim imanım para olmaya başladı. Önüme 100.000 atsalar çözemeyeceğim mesele kalmaz gibi geliyor. Belki sayıyı küçülttüm, fakat hala kalbimin küçücük bir kısmının kararmadığına şahit olmak istiyorum. Tipik bir mezun - pardon mezun demişim - sendromu mu geçiriyorum acaba? Tuhaf bir rüya ile uyandım az önce, tekrar uyumayı beceremedim, aslına bakarsanız denemedim bile. Rüya görmek de bir imtihan mı acaba? Kötüsünden uyanmak ne kadar zorsa, iyisinden uyanmak da bir o kadar zor. Her iki durumda da arayış içerisinde oluyor insan, gerçekliği ya da düşü. Ne fark eder ki ? Aradığını bulamayacağına emin olduktan sonra arayış sadece bir oyalanmadan ibarettir. Tıpkı dünya gibi. Geldik, oyalanıyoruz, gideceğiz.
Kendimi tanıyamıyorum. Ben aslında kimim bilmiyorum. 1 yıl önce asla dediğim her şeyin içerisindeyim, hatta tam ortasındayım. İstediklerim bir köşede, yaptıklarım bir köşede, bense kayboldum. Hiçliğin ortasından yazıyorum, herkesin suratıma baktığında hissettiği boşluğun sebebidir bu.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder