Nasıl başlasam bu yazıya, sorusunu cevaplamaya çalışıyorum. İçimden geçen tek şey tüm sayfayı "Bilmiyorum."lara boğmak. Fakat öyle yapmamalıyım, birkaç satırda da olsa kendimi ifade etmeliyim.
Dışarıda hafif bir soğuk var. Şimdilik insanı üşütmez, fakat akşama doğru serin olacağı besbelli. Sıcak bir kafede oturuyorum. Her nedense kahve almak gelmedi içimden. Öylece merdivenleri çıkıp oturacak bir yer buldum kendime ve ders çalışmaya başladım. Her Türk genci gibi belli bir saatten sonra ders dışında her şey ilgimi çekmeye başladı. Pencereden dışarıya bakıyorum. Gözüme yaşlı bir teyze ilişti, mendil satıyor. Ses yok, seda yok, dilenme yok, elinde 3 paket mendil var, hepsi bu. Neyi var, neyi yok, bilmiyorum. Beni burada oturtan fakat onu dışarıda bırakan sistemi de çözemiyorum. Bakıyorum yalnızca, seyretmenin ata sporumuz olmasının bana verdiği yetkiye dayanarak bakıyorum. Hala kahve içip içmemek arasında tereddütlerim var. 10 liranın insan hayatı üzerindeki etkisini düşünüyorum. Aşağıdaki teyze 10 lirayı şu dakika kazansa, günlük gelirinin kaçta kaçını elde etmiş olur? Eve kaç saat erken dönebilir? Ne kazansam kardır, diyerek erken dönmekten vazgeçer mi? Mesela, girip içeride biraz ısınma ümidiyle otursa, varlığından rahatsız olur muyuz? Yoksa tıpkı yolda yürürken onu görmediğimiz gibi, burada da mı görmeyiz? Görmüyor muyuz, görmezden mi geliyoruz? Teyzeyi mi görmüyoruz, vicdanımızı mı köreltiyoruz? 12 bardak saydım, yarısı içilip, yarısı bırakılan. Bardağa dolu tarafından bakarsak ortalama bir hesapla 60 lira. Şimdi burada bir saatte -iyimser açı ile- 60 lira çöpe mi atılıyor? Saatte 60 liranın çöpe atıldığı bir mekanın önünde günlük geliri 60 lira olmayan bir teyze oturuyor.
Tek bir şey sormak istiyorum: Biz ne yapıyoruz?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder