10 Nisan 2018 Salı

Bir gün daha geçip gitsin diye yeniden kafamı yastığa koyuyorum. Ben cebimdeki bozuk paraları bile bu kadar hızlı harcamadım. Zamanın kıymetini anlamıyorum, bu kadar relatif olmasına ise her geçen gün bir kez daha şaşırıyorum. Yaşlanmaktan korkuyorum, fakat bir o kadar da 'bitsin artık' diyorum. İnsanın sonsuzluk arayışı fıtratında vardır, böyle okumuştum bir yerde. Ben o sonsuzluktan da korkuyorum, belki de belirsizliktir korkutan. Zaman üzerine düşünüyorum, en çok da doğduğum güne yaklaşırken ve geçerken yoğunlaşıyor bu düşünceler. Pastalı bir sevinç değil benimkisi ya da hediyesiz bir üzüntü, bambaşka. Alenen yaşlanmanın tedirginliği olabilir, hiçbir şey yapamamanın burukluğu ya da elde kalan zamana sığdıramayacak bir hayat istemenin çaresizliği. 

Issız, sessiz mümkünse biraz soğuk ve karanlık bir yere sığınmak istiyorum. Nefretimi biraz olsun kontrol altına alabilmek istiyorum. İnsanları sevgimden, öfkemden, hırslarımdan, kendimden uzak tutmak istiyorum. İnsanları bağışlamak, önce kendimden başlayarak, affetmek istiyorum. İsteklerimi kağıtlara yazıp her gün çekerek birini yerine getirmek istiyorum. Olduğum kişi olmamayı, herhalde en çok da bunu istiyorum. Geldiğim nokta ile hayal ettiğim arasındaki uçurum nefes kesici.

Hiçbir acelem yokken, zıplayarak merdivenlerden indiğim, herhangi bir şeyi kafaya takmayıp insanların 'vurdumduymaz ya bu kız' şeklindeki nitelendirmelerine maruz kaldığım günlere dönmeyi düşlüyorum bazen. Tek odalı evimin penceresindeki çiçeklerimin bir kez daha çürüdüğünü görüp üzülerek pes etmeden tekrar çiçek alacağım günlere ulaşmayı düşlüyorum bazen. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder