Elimi bile kaldıracak halim yok. Ellerimin uyuştuğunu hissediyorum. Bomboş bir müzik dinliyorum, insanları duymak istemediğim için dinliyorum. Metronun boş olduğu nadir saatlerdeyim. Tutacaklara bakıyorum, hepsi birer idam sehpasına dönüşüyor gözümde. Plastikler tek tek hasır ipe evriliyor. Her gün kaç kişi bileğinden asılıyor bu iplere. Ne çok kayıp var, ölümle sonuçlanmasa da. Arabesk bir durumun içerisindeyim. Anlamsız belki fakat sürekli bir biçimde beni içine çekiyor. Uyumsuz bir parça gibi hissediyorum kendimi. Pek çok insanım hoşuna gitmeyen bir şeyim. Ne olduğunu bilmiyorum, bir saat olsa ben tiktak sesi olurdum. Gece gece insanları uyuz eden, sabahları fark edilmeyen. Nadiren müdavimlerim olurdu, bu sesten hoşlanan, gün içerisinde duymak için kolunu kulağına yaklaştıran birkaç kişi. Dijitalleşirken tamamen yok olup giderdim. Bir saat sesi olsaydım keşke. Yok olup gitmemin bir sebebi olurdu en azından. Deterministim sanırım, her şeyi bir sebebe bağlamayı seviyorum, fakat kendimi boşlukta sallanırken buluyorum.
Fransızca güzel bir dil bence. İnsanlar Fransızların ırkçı olduğunu söylüyorlar. Bu bana biraz komik geliyor, çünkü bunu söyleyenler genelde daha faşistler. Her millette var biraz bu, ortaya çıkaran Fransız ihtilali diye bileti onlara kesmek manasız. Güzel bir dil işte, şarkılarda duymak fonetik geliyor. Şimdi bu konunun benim depresif halimle ne alakası var? Birazcık psikoloji aslında, bir konuda uzun süre düşünmemek, daldan dala atlamak ve biraz daha normale dönebilmek için metro istasyonunda oturup aklındakileri yazıyor olmak belirtilerdendir. Farkındalık ise durumun ciddi olmadığını gösterir bence.
İçimden bir ses yine zar zor uyuyacağımı söylüyor. Bunu engellemek için uğraşıyorum işte. Kimi zaman yazıyorum, kimi zaman resim yapıyorum. Şimdilerde ise badana yapıyorum mesela. Bu biraz zorunluluktan dolayıydı ama terapi etkisi yarattığını fark ettim. Duvar boyuyorsun, sürekli kafanda fırça izi bırakmamalıyım düşüncesi, ne bileyim bir kat daha boyamalı mıyım acaba sorusu falan oluyor. En derin düşüncem şeydi: tavanlar neden beyaz? Buna kim karar vermiş, epey tuhaf yani. Açık renk olmasının bir mantığı olabilirdi fakat sadece beyaz. Enteresan. Belki de düşünürken tavana bakmamın sebebi budur. Beyaz bir sayfa açmak gibi. Kim bilir?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder