öncelikle belirtmek isterim ki noktalama işareti kullanacak caps lock a basacak gücüm kalmadığı için herhangi bir tdk kuralını göz etmeyeceğim. okuması biraz zor olsa da yazması oldukça kolay olduğu için sizi değil tabii ki yine kendimi düşüneceğim.
nefes almaya ihtiyaç duyduğum dakikalar içerisindeyim. yaşadığımı hissetmek için yazacağım. sabahtan beri kafamı bilgisayardan kaldırmamamın ıstırabını boynum fazlasıyla çekse de an itibariyle konuşacak insan bulmaya üşendiğim için yazma gafletinde bulundum diyebilirim. aslında biraz önce allahla konuştum, konuşacak kimsem yok değil. bugün şunu fark ettim. sevdiğimiz bir insana - aklınıza ilk gelen yahut en son gelen kim varsa- gün içerisinde nasılsın demeyi bile çok görüyoruz. belki aklımıza gelmiyor belki yoğunuz belki canımız sıkkın belki o an için umursamıyoruz belki o çok değerli vaktimizi çalacak belki belkileri çoğaltabileceğimiz daha bir çok belkiye sahibiz. tuhaf geliyor tabii oldukça. hem sevdiğimiz diyorsun hem aklımıza gelmez vaktimizi çalar diyorsun, diyeceksiniz. fakat yalan değil. şimdi herkes birkaç dakikalığına dürüst olsun, bu belkiler ağır geliyorsa hala bir kalbiniz var demektir, eğer eee yani? diyorsanız, üzgünüm kaybettiniz. hatta dahası var o yaptığınız "sevdiğime göre azalan" sıralamasında sondan itibaren kaybetmeye başlayacaksınız ve korkarım ki hızla giderseniz listede kimse kalmayacak.
oğuz atay geliyor aklıma, aslında aklımdan hiç çıkmıyor, her zaman bir köşesinde bir cümlesi, hayatının bir parçası var nedense. neyse konumuz bu değil, "Sevmek zor geliyor. Alışmamışım yoruluyorum. Her an sevdiğimi düşünemiyorum. Bazen atlıyorum. Boşluklar oluyor. Bunları boş sözlerle doldurmaya çalışıyorum. Oysa ben her an sana bakmak, bir sözünü kaçırmamak; bir kıpırdanışını, yüzünün her an değişen bütün gölgelerini izlemek, her an yeni sözler bulup söylemek istiyorum. Her mevsimde, her gittiğimiz yerde, insanlarla ve insanlarsız, aşkın değişen yansımalarını görmek istiyorum. Bütün bunlar beni yoruyor. Sen orada duruyorsun ve beni seyrediyorsun sadece. Senin için sevmek, su içmek gibi rahat bir eylem. Ben, her an uyanık olmalıyım."
bunu her okuduğumda sevmenin su içmek kadar rahat olmasından korkmuşumdur. bir insanı severken nasıl olur da boğazımın kuruduğunu hissetmek gibi doğan bir ihtiyaçtan esinlenebilirsin. yani suyu içtiğinde ona olan ihtiyacın geçici bir süre sonra biter ve ihtiyacın olmadıkça su içmezsin.her şey bu kadar basit mi. bir insan bir insanı su gibi mi sever. onsuz asla yaşayamazsın fakat çoğu zaman olmasa da olur mu. bilmiyorum. biz birbirimizi sevmek yerine birbirimize ihtiyaç mı duyuyoruz, biz bir birbirimizi sevmek yerine alışkanlık mı oluyoruz. alışmamışız, yoruluyoruz fakat her an uyanık olmalıyız.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder