Minibüslerden nefret ettiğimi daha önce de söylemişimdir eminim. Aslında ben dört teker üzerinde giden her şeyden nefret ediyorum sanırım. Bir de dört teker üzerinde giden şeylerin oluşturduğu sorunlardan nefret ediyorum, bunlardan birincisi de trafik. Gerçi otomobiller güzel de ben sürdüğüm müddetçe, fakat ehliyetim yok. Ha bir de bir kez kullanmaya çalıştığımda kaldırıma oturtmuştum arabayı. Velhasıl kelam ben arabaları sevmeye kalksam da toplum buna karşı çıkar. Şoförüm olacak kadar zengin olmalıyım. Şimdi evde nohut-pilav-ayran üçlüsü arasında bunları yazıyorum. Yemek yerken de aklıma zenginlik gelir, nohut-pilav da değil tabii. Et, tavuk ve türevlerini tüketirken o bıçakla kesip parçalara ayırıyoruz ya hani, heh onu benim için ayıracak adamı tutacak kadar da zengin olmak istiyorum. Hayır arkadaş, ben bunları parçalara ayırana kadar iştahım kaçıyor, enerjim tükeniyor. Bunları anlatmayacaktım ben yahu, minibüse döneyim tekrar.
"+Bir öğrenci abi" diyerek uzattığım paradan sonra dank etti mevzu. Arkadaş bu nasıl bir sistemdir. Öğrenci dediğimde daha az ödüyorum. O zaman herkes "+Bir işsiz alır mısınız?", "+Bir ev hanımı lütfen.","+4 çocuk annesi", "Asgari ücret uzatır mısınız?" şeklinde tanımlamalarda bulunsun. Çünkü benim bir gelirim yok, bunun için indirim yapılıyor, onu da anladık. Fakat bu adam da asgari ücretle 4 çocuğa bakıyor kardeşim. Hayır ben bu minibüslere binince saçmalıyor olabilirim, kabul. Bir keresinde de herkesin ağırlığı eşit değil, kapladığı alan eşit değil, ona göre para alınsın diye düşünmüştüm. Neticede ben ufak tefek bir kızım, kapladığım alan belli, bazen minibüse benden 3 tane toplasan eksik kalır dediğimiz adamlar biniyor, Girişe bir tartı konulsun lütfen, yazılımını bizzat ben yapacağım. Bak yazınca yine mantıklı geldi. Neyse, bir müddet minibüse binmesem iyi olur, zira beni fena çarpıyor.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder