12 Mayıs 2018 Cumartesi

İnsan kendini pek çok kez sorgular. Bu süreklilik arz eden bir eylemdir. “Nerede hata yapıyorum?” sorusu belki de bu sorgulamalar içerisinde en sık tekrarlananıdır. Fakat çoğu zaman bu soruya verilecek bir cevap bulamaz, üzerini örtüp hayatına bir şekilde devam eder. Çünkü objektif olmak sanıldığı kadar kolay bir eylem değil. Kendi kendini sorgularken bile karşında kendini savunan bir kendin var. Kaotik ya da süslü bir cümle değil bu, hiç olmadığı kadar net ve basit.
Her insan gibi ben de bu soruyla boğuşuyorum. Nerede hata yapıyorum ki birkaç saniyede her şeyi tersine dönüştüren bir zihin yapısından kurtulamıyorum. Bu döngüden çıkamamamın sebebi sadece zan mı? Kendimi eleştirirken subjektif miyim? Düşüncelerim basmakalıp şeylerden mi ibaret? Yeni bir fikir, yeni bir yaşam, yeni bir bakış açısı ortaya koymaktansa var olan şeyleri tüketip bunlar müthiş fikirlermiş gibi mi davranıyorum? Açıkçası bazen hepsinin doğru bazen hepsinin yanlış olduğunu düşünüyorum. Sadece şu sıralar kendimin olağanüstü şeyler keşfettiğini düşünürken insanlar tarafından az izlenen tartışma programlarındaki fikirlerinin kimsenin umrunda olmadığı konuşmacılar gibi hissediyorum. İşin kötü tarafı gerçekten o konuşmacılardan olmam. Aynaya bakıp, “Sana soran olmadı” demeliyim, sürekli. Hakikaten bir insanın canını sıkmanın en güzel yollarından biri bu cümle. “Fikrini merak dahi etmiyorum, üstelik buna rağmen belirtiyorsun.” demenin en kısa hali:”Sorduk mu?” Fikirlerimizi konuşarak değil, paylaşarak değil, yaşayarak göstermeliyiz. Kimse için bu kadar önemli değiliz, kendimiz hariç. Dolayısıyla heyecanı bastırıp inandığımız fikirler doğrultusunda yaşamalıyız diye düşünüyorum. Kimsenin hayatını düşüncelerini dayatarak yönlendiremezsiniz, söylediğiniz şeyler dünyanın en güzel ve en haklı sözleri olsa bile. Yine fikir belirttim, belki de en tezat yazılarımdan biri oldu bu. Benim de hareket geçme yöntemlerimden biri yazmak sanırım, bazen zıtlık güzellik getirir, karanlığın içindeki ışık gibi.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder