6 Mayıs 2018 Pazar

Neden yazmayı bıraktım ki? İnsan kendini sürekli ifade etmek isteyen bir varlık. Bir şekilde var olmak istiyor, nasıl olduğu önemsiz. Benim de varoluşumu belli etme şeklim bu. Bloguma çok yazardım eskiden, sonra sadece selamlaştığım bir arkadaşımla konuşurken birden “Sen hoşlanmazsın gerçi ama..” şeklinde bir cümle duyardım. Yazılarımdan birini okumuş, öyle aklında kalmış. İnsanların aklında kalmak hoşuma gitmiyor elbette, hatta daha çok “Neden X kişisi benim Y özelliğimi bilsin ki?” gibi bir tepki oluşuyor içimde. Fakat kendi varlığımı ispatlıyor bu tip şeyler, “Demek ki” diyorum, “İnsanların hayatında bir şekilde yansımam var.” Konuşmayı bıraktım şimdi de. Çünkü kurduğum cümleler bana külfet olarak geri dönüyor, öyleyse yazmak daha garanti bir durum. Türk toplumu adına karar verdim, bundan sonra kendimi sessiz sözcüklerle ifade edeceğim. Şimdi gündelik hayatımdan bahsedebilirim bence, ki zaten anlatacağım kimse de yok. Bugün masa tamir ettim, içimdeki usta açığa çıkıyor bence. Tulum giyip ev ev gezerek tadilat işlerine girişmeme ramak kaldı. Masayı tamir etmek hayli zor oldu tabii ki, çünkü denge! Dünyanın en zor meselelerinden biri bu. Hayatın neresine koyarsak koyalım bu kelimeyi, koyduğumuz o yerde işler karışmaya başlıyor, taa ki dengelenene kadar. Masanın iki ayağını vidalamak bile bu kadar zorken, kendi hayatımdaki dengeyi tutturmam elbette ki kabus olacaktır. Şu anda yalpalıyor oluşumun tek açıklaması desteğimi kaybedişim olabilir. Belki ben gerçekten yalpalayarak var olabilirim, yaslanacak bir şey aramak da kolaycılıktan ibarettir sadece. Belki de yalpalıyor oluşuma bu kadar kötü bakılması beni varlığımdan uzaklaştırıyordur. Bilmiyorum, bilinebilir mi acaba?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder