16 Kasım 2016 Çarşamba

Ayakkabı Meselesi

        Ayakkabılarını çıkardı. Sokağın ortasında bunu yapması epey tuhaftı aslında. Normal bir saatte insanların hayretler içerisinde ona bakması gerekirdi, neyse ki kendisi de saat de normal değildi. Gecenin bir yarısı yağmurun ortasında ayakkabılarından kurtulmanın rahatlığını yaşıyordu. Göğe bakıp içini çekti. Güzel bir yağmurdu, başladığında etrafa yayınlanan toprak kokusu yürüme isteğini arttırıyordu. Çok severdi, ayaklarının çıplak olmasını. Evde yaz kış çıplak ayakla gezer, birçoğunda annesinden azar işitirdi. Misafir geldiğinde ev ayakkabısı giymeye zorlardı annesi, kışın çorabıdır, patiğidir, pandufudur... Ne sıkıcı şey. Şimdi parmaklarının arasından akan çamurlu su tüm kirine rağmen huzur veriyordu. Sahilde yürümeyi tercih ederdi tabii ki, fakat zaman ve mekan buna müsaade etmiyordu, hem denizden buharlaşan su değil miydi akıp giden de? 3 yaşındaki bir çocuğun yapacağı klasik bir hareketle suyu sıçratarak ilerliyordu. Bir ayeti anımsadı, ne güzel şey ya hu! Çamurlu suda ayaklarını şapırdatırken tefekkür etmek. "Ayakkabılarını çıkar.*" Hz. Musa'ya gelen emir. Ayeti tefsir ederken "Ayakkabı ön yargıdır. Allah, Hz. Musa'dan ayakkabılarını çıkarmasını istediğinde onu geldiği yer ile buluşturmuştur. Topraktan gelenin toprak ile ilişkisini koparan bu engeli köşeye kaldırmıştır. Ayakkabı ön yargıdır, insana set koyar. Setlerinizi kaldırın." demişti hocası.

        Setleri  fiilen kaldırması gerekiyor muydu gerçekten, bilinmez. Fakat yağmurlu bir gecede yapılacak en güzel şeyi yaptığına emindi.
*Ta-Ha - 12

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder