28 Kasım 2016 Pazartesi

Kimi özledin serisinde bu gece: Teyzem. 

Her hücrem farklı bir insana ayrı ayrı özlem duyarken, küçük bir koloni daha baskın bir şekilde "Teyzen, teyzen!" diyor, endoplazmik retikulumlarına kurban olduklarım ya. Sakarya'dan dönemden önce bir daha uğrayacağıma söz vermiştim, uğrayamadan gelmek zorunda kaldım. İyi ki de dönmüşüm gerçi, bir hayır varmış. 

76 yaşında her gün ağlayıp, her gün dualar edip, her gün ölümü bekliyor. 22 yaşımda her gün ağlayıp, her gün dualar edip, her gün ölümü bekliyorum. Sanırım 2017'de 76 yaşıma basacağım. Sadece ben ölümden korkuyorum, müslüman birinin korkmaması gerektiğinden katbekat fazlasıyla korkuyorum. Ne derler bilirisiniz, korkunun ecele faydası yok. 

Bugün aynada kendime baktım, gözlerimin etrafındaki kahverengi halkaların çoğaldığını farkettim, giderecek sana benziyorum teyzem. İlk önce anneme, sonra sana benzeyeceğim. Bir evde yapayalnız kalmak zor mu? Beni de tek tek mi terkedecekler? Beni ne kadar sevdiğini biliyorum, yüreğin yüreğime değiyor. Benim de en azından bir sevdiğim, yanıma gelir mi? 


Seninle konuşmaya ihtiyacım var. Bana diyorsun ya "Hep aynı şeyleri anlatıyorum belki sana Esra, ama ben bu evde başka bir şey yaşamıyorum. Anlattıklarım seni de üzüyor, ama benim konuşacak kimsem yok." Ne eksik ne fazla. Sadece anlattıklarımı kaldıramayacak kadar cılız bir kalbin var. Susmak zorunda olmak, daha mı zor?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder