Kimi
özledin serisinde bu gece: Teyzem.
Her
hücrem farklı bir insana ayrı ayrı özlem duyarken, küçük bir koloni daha baskın
bir şekilde "Teyzen, teyzen!" diyor, endoplazmik retikulumlarına
kurban olduklarım ya. Sakarya'dan dönemden önce bir daha uğrayacağıma söz
vermiştim, uğrayamadan gelmek zorunda kaldım. İyi ki de dönmüşüm gerçi, bir
hayır varmış.
76
yaşında her gün ağlayıp, her gün dualar edip, her gün ölümü bekliyor. 22
yaşımda her gün ağlayıp, her gün dualar edip, her gün ölümü bekliyorum. Sanırım
2017'de 76 yaşıma basacağım. Sadece ben ölümden korkuyorum, müslüman birinin
korkmaması gerektiğinden katbekat fazlasıyla korkuyorum. Ne derler bilirisiniz,
korkunun ecele faydası yok.
Bugün
aynada kendime baktım, gözlerimin etrafındaki kahverengi halkaların çoğaldığını
farkettim, giderecek sana benziyorum teyzem. İlk önce anneme, sonra sana
benzeyeceğim. Bir evde yapayalnız kalmak zor mu? Beni de tek tek mi
terkedecekler? Beni ne kadar sevdiğini biliyorum, yüreğin yüreğime değiyor.
Benim de en azından bir sevdiğim, yanıma gelir mi?
Seninle konuşmaya ihtiyacım var. Bana diyorsun ya "Hep aynı şeyleri
anlatıyorum belki sana Esra, ama ben bu evde başka bir şey yaşamıyorum.
Anlattıklarım seni de üzüyor, ama benim konuşacak kimsem yok." Ne eksik ne
fazla. Sadece anlattıklarımı kaldıramayacak kadar cılız bir kalbin var. Susmak
zorunda olmak, daha mı zor?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder